Aile ve Toplumda İslam’ın Beş Esası
İslam’ın beş temel koruma esası, aile huzuru, helal lokma ve takvâ vurgusuyla toplum ve ahlâk düzenini anlatan kapsamlı bir irşad metni.
Dînimiz, bütün ahkâm ve ahlâkıyla şu beş husûsu gözetir:

Bu hususların hiçbirinden taviz verilemez.
AİLE HUZURUNUN TEMEL ŞARTLARI
Eğer nesli muhafazaya, aileye, nikâha ihtimam gösterilmezse; zinâya, sefahata karşı çıkılmazsa; canı da, malı da muhafaza etmek mümkün olmaz. Aynı şekilde dîni muhafazaya gayret edilmezse, takvâya uyulmazsa; fısk u fücurdan, nefsâniyetin hoyratlığından uzak durulmazsa; aileyi ve nesli şeytan ve şeytânî şiddetten korumak mümkün olmaz.
Kur’ân-ı Kerim bize aile huzûru için şöyle duâ etmemizi irşâd eder:
“…«Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takvâ sahiplerine önder kıl!».” (el-Furkān, 74)
Âyet-i kerîmede duâ kelimeleriyle işaretler ve levhalar mevcut:
Göz nûru bir nesil, göz nûru bir hanım için, takvâlı bir cemiyet şart.
İffetli, zarif, fazîletli hanımlar için; kocaların hoca vasfında olması, takvâda önder olması şart… Takvâdan uzak, fısk u fücûra bulanmış hânelerde, huzur ve saâdet olmaz, kahır ve öfke hüküm sürer.
Hayırlı, hayrulhalef evlâtlar için; daha doğmadan kanına, doğumundan itibaren sütüne karışan lokmaların helâl ve nezih olması şart… Lokmalar; kazanıldığı mâhiyeti, hâsıl ettiği enerjiye taşır. Haram lokma, kasvete, azgınlığa, şiddete sebep olurken; helâl lokma, kalp selâmet ve huzûruna, istikamete ve rahmete vesile teşkil eder.
Huzurlu bir aile kendiliğinden husûle gelmez; Hakk’a ilticâ, Rasûlü’ne ittibâ şart, gayret şart, duâ şart…
Bu duâ, Rahmân’ın hâlis kullarının vasıflarının sayıldığı on küsur maddenin sonunda yer almakta. Yani aile huzûru ancak, bu âyet-i kerîmelerde sayılan; mütevâzı, geceleri namaz ve zikirle nurlu, âhiret endişesiyle dopdolu; israftan ve cimrilikten, zinâdan ve zinâya götürücü kaygan yollardan uzak; zulümden, haksızlıktan, yalandan uzak; tevbeyle, sâlih amellerle müzeyyen; ilâhî tâlimatlara karşı kör ve sağır değil; dipdiri, hassas, müteyakkız bir hayat ile hâsıl olur.

EY MÜSLÜMAN HANIM!
Pakistan’ın mânevî mimarı Muhammed İkbâl, böyle bir takvâ toplumunda Müslüman hanımın mevkiini şu edebî ifadelerle beyân eder:
“Ey örtüsü, namusumuzun perdesi olan müslüman kadını! Senin yüzündeki nur, îman kandilimizin sermâyesidir.
Yaratılışındaki safvet; Hak’tan bize rahmettir; dînimizin kuvveti, ümmetimizin varlık esasıdır.
Evlâdımız sütten kesilir kesilmez, ona kelime-i tevhîdi ilk öğreten sensin. Senin muhabbetin, bizim hâlimizi, fikrimizi, sözümüzü, işimizi tanzim eder.
Ey dînî nimetlerin kendisine emânet edildiği İslâm kadını! Hak dînin kor ateşi, senin nefesinden alev almıştır.
Bu asır ikiyüzlüdür, hilekârdır; dışı süslüdür ancak, içi kokuşmuştur. Bu asrın harâmîleri din yolundaki kervanların yolunu keser.
Bu asrın basîreti kördür; Hakk’ı tanımaz.
Ancak insanlıktan çıkmış kişiler bu asrın nefsânî zincirlerine teslim olabilirler.
Asrın gözünü, ihtiras ve kan bürümüştür; acımasız bakar. Kirpikleri âdetâ pençe kesilmiştir de, eline geçirdiğini kendine râm eder.
Bu asrın tuzağına düşen kişi, kendisini hür sanır. Asrın elinden zehir içmiştir de hâlâ kendini diri zanneder.
Toplum fidanının âb-ı hayâtı sensin. Ümmetin emânetini koruyan muhafız sensin.
Fıtratındaki ulvî hasletleri aklınla keşfet! Hazret-i Fâtıma, senin için bir nümûnedir; ondan gözünü ve gönlünü ayırma!
Tâ ki senin dalın da bir Hüseyin meyvesi versin; gülistan, eski mevsimi getirsin.”
Saliha Annelere Örnekler – Osman Nuri Topbaş
Benzer Konu Başlıklarımızı Okumaya Ne Dersiniz ?




İlk yorum yazan siz olun.